Amaç 

“F-gazlar Konusunda Kapasite Oluşturma ve Aktarım İçin Kapasite Geliştirme Teknik Yardımı”’nın amacı Türkiye’deki ulusal ve yerel kapasitelerin artırılması ve ülkenin

• İklim değişikliğini azaltmaya yönelik uluslararası çabalara katkıda bulunmak için ilgili sektörlerde florlu sera gazlarının (“F-gazlar”) azaltılması ve
• Ulusal F-gaz Yönetmeliğinin 517/2014 sayılı AB Yönetmeliği (AB) ile uyumlu hale getirilmesi için desteklenmesidir.

Proje, Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği tarafından ortaklaşa finanse edilmektedir. GFA tarafından liderlik edilen bir uzman danışman şirketler konsorsiyumu tarafından yürütülmektedir. Sözleşme makamı Merkezi Finans ve İhale Birimi’dir (MFİB) ve proje, Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığını (ÇŞB) faydalanıcı kurum olarak desteklemeyi amaçlamaktadır. Mayıs 2017’de başlayıp Mayıs 2020’de sona ermek üzere üç yıllık bir süreye sahiptir.

Arka Plan: Türkiye’de ve AB’de F-gaz Yönetmeliği

Florlu sera gazları (F-gazlar), küresel ısınma potansiyeli (KIP) yüksek olan ve böylece iklim değişikliğine önemli ölçüde katkıda bulunan florlu kimyasal maddelerdir (hidroflorokarbonlar- HFC’ler, perflorokarbonlar- PFC’ler ve sülfür heksaflorür- SF6). F-gazların, özellikle de HFC’lerin üretimi ve tüketimi hızla artmaktadır çünkü bunlar, Montreal Protokolü kapsamında şu anda aşamalı olarak kaldırılan ozon tabakasını incelten maddeler (OTİM) yerine yaygın olarak kullanılmaktadır.

F-gazların uygulandığı ana alanlar; soğutma, iklimlendirme ve ısı pompası (RAC&HP) sektörü (soğutucu akışkanlar), köpük sektörü (köpükleştirici maddeler), yangından korunma sektörü (yangın söndürme maddeleri), aerosol sektörü (aerosol yakıtları), Solvent sektörü (F-gaz solventleri) ve elektrik şalt sektörüdür (izolasyon gazı olarak SF6 kullanılmaktadır).

F-gazların ve özellikle HFC’lerin küresel iklime yönelik olarak oluşturduğu tehditi kabul eden uluslararası toplum, 2016 yılında Kigali’de (Rwanda) Montreal Protokolü’nün Kigali değişikliğini kabul etmiştir. Bu değişiklik, HFC’leri Montreal Protokolü kapsamında kontrol edilen maddeler olarak ortaya konmuş ve HFC aşamalı sonlandırma zaman çizelgelerini (bunlar gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için farklıdır) ve aynı zamanda ithalat/ihracat ruhsatlandırma ve raporlama gerekliliklerini oluşturmuştur.

Kigali Değişikliği kararlaştırılmadan önce bile, AB 2006 yılında 842/2006 sayılı Yönetmelik (EC) yolu ile bu tedbirlerden bazılarını uygulamaya koymuştur ve daha sonra 517/2014 sayılı Yönetmelik ile çok daha geniş kapsamlı bir F-gaz yönetmeliği uygulamış ve F-gaz emisyonlarında önemli azalış elde etmiştir.

Türkiye, AB Yönetmeliği (EC) 842/2006’ya dayanan ve 2018’in başında yürürlüğe giren ulusal bir F-gaz Yönetmeliği vasıtasıyla F-gazları üzerinde kontroller uygulamaya karar vermiştir. Türkiye 517/2014 sayılı (AB) Yönetmeliğinde yer alan hükümleri dikkate alacak şekilde önümüzdeki birkaç yıl içinde F-gaz yönetmeliğini revize etmeyi planlamaktadır. “F-gazlar Konusunda Kapasite Oluşturma ve Aktarım İçin Kapasite Geliştirme Teknik Yardımı” projesinin bulguları bu çabasında Türkiye’ye yardımcı olacaktır.

Bu proje, Türkiye’deki Avrupa Komisyonu Projeleri için Görünürlük Kılavuzuna uygundur.

İlgili tüm yönetmelik çalışmaları E-Kütüphane ’de bulunabilir.